MURAT DUMAN
Farkettim de en zor şeylerden birisi de insanın kendini birilerine ifade etme çabası. Her ne kadar zor görünse de, geçmişime baktığımda en çok kendimden bahsettiğim insanların çıktığım/çıkacağım kızlar olduğunu görüyorum. Ben dışardan ilk bakıldığı zaman, farklı oluşu, değişik, kendine özgü hereketleri hissedilebilecek biriyim. Bir zamanlar hayatı ve mücadeleyi çok umursarken, artık 4. sınıf olmanın verdiği duyguyla da sona geldiğimi hissediyorum bir anlamda. Bu sebeptendir belki de yıllardır yaşadığım bu ortamdan ayrılmayı, okulu bırakmayı istemiyorum. Bu kadar umursamazlıkların arasında aslında o kadar da çok uğraştığım işler var ki ; ben hayatıma normal derken, diğer insanlar aşırı derecede yoğun olduğumu söylüyorlar. Boş durmayı sevmediğim ve aynı anda birden çok işle uğraşmak hoşuma gittiği için ilgimi çeken herşeyi inceliyorum, o konuda birşeyler yapmak için çabalıyorum.
Çok da değişik bir zamanda istediniz bunu benden, kendimi anlatmamı. Klişe olan sözler gibi anlatılmaz, yaşanır demeyeceğim çünkü o kadar çok ve o kadar farklı insana anlattım ki kendimi, kişinin kendisini ifade etmesinin ve iletişim kurmasının ne kadar önemli olduğunun farkındayım. Ayrıca yardım etmeyi de seviyorum insanlara. Bu sebepten de hayır kelimesini çok nadir söyleyebiliyorum. Tabii bu beni çoğu zaman zor durumda bıraksa da, karşımdaki insanların mutlu olduğunu görmek bana yetiyor doğrusu. Değişik bir zaman dememin sebebi; uzun yıllardır yanımda hep birileri varken, kızarkadaşlar, grupça dışarılara çıkmalar, eğlenmeler, geçici arkadaşlar; şimdilerde ise yalnız takılıyorum. Çalıştığım şirkette, okuldaki topluluk görevimde, Microsoft akademik danışman öğrenci oluşum ve de derslerimle boğuşmak beni kimselerin olmadığı o yüksek tepelere çıkartırken, bir çok şeyi de yanımdan sildi süpürdü. Her insan sizden bir parça birşeyler götürüyor ve geçirilen birliktelikler ortak bir takım değerler katıyor. Bu değerlerin katılmasından sonra ve de geçmişe dönüp baktığımda kendime en çok sorduğum soru, acaba bu yaptıklarım ve hissettiklerim gerçekten benim duygularım mı, yani ben miyim, yoksa bir değişime uğramış ve artık böyle mi hissetmeye başlamışım? Bazen cevabını bilemiyorum bu sorunun. Tabii ki insan zaman için de değişir ama bu değişiklikler planlı bir takım olaylar sonrasında olmadığı için, bizi götürecekleri yerler hakkında şüphelerim oluyor açıkçası. Eskiden utangaç, topluluk önünde konuşmaktan pek hoşlanmayan ben, artık söz almaktan, fikirlerimi birileri ile tartışmak, paylaşmak ve iletişim kurmak için yanıp tutuşuyorum. İnsanlara değer verdiğinizin en önemli kanıtı da onların gözlerinin içine bakmanız ve onlara konuşmanız.
Bir çok güzel, iyi özelliğin yanında kötü şeyler de kattı bu zamana kadar yaşadığım hayat. Hep yaptıklarımdan bir ders çıkartarak devam ettim, inceledim deneyimlerimi. Düşünmeyi çok severim en çok da. Yürürken, bir otobüsün içinde bir yerlere giderken, uyumadan önce ve aklıma gelen her an kendimle ilgili düşünmeyi severim. İstesem de istemesem de geçmişle bugünün bir muhakemesini yapıyor buluyorum kendimi. Bazen ben bile kötü düşüncelerimden kaçamıyorum, ne kadar cesur hissetsem de kendimi. Hayat da bir ders ve dersi derste dinlediğiniz zaman ya da sadece dinlemek için dinlemek yerine herşeyin size birşeyler katacağını anladığınız zaman, kazanmaya başlıyorsunuz. Bu duyguları ve hisleri artık kaybedecek birşeyim olmayacak hale gelene kadar düştüğümde kazandım. Kazanmak diyorum çünkü beynimizden birşeylerin silindiği yok ve sürekli, her an ona yeni birşeyler ekliyoruz, yeni şeyler öğrenip eski öğrendiklerimizde bağlar kurup bunların daha da iyi pekişmesini sağlıyoruz. Çoğul konuşuyorum, fakat bu kendimi çoğullaştırarak güçlü hissetmek amacı içerisinde değil, artık bunların benim gerçeklerim olmasından kaynaklanıyor. Ve bu gerçeklerle hayat içerisinde o kadar yüzyüze geldim ki artık bunları hayatın gerçekleri olarak görmekten korkmuyorum.
Her ne kadar olacağımız ya da olmak istediğimiz şeyleri yazmamızı isteseniz de benim daha bahsetmem gereken olumsuz özelliklerim var sanırım. Olmak istediklerimi buraya pek tabii ki sığdırabilirim ama ne zaman ki bir listeye birşeyler yazmış, almak istediklerimi belirtmiş olursam onları eninde sonunda başarmış olduğumu gördüm. Yani olmak istediklerimi yaşıyorum ve ya oluyorum diyeyim. Bu da ben de şu soruyu canlandırıyor: Acaba yazdığım için mi oluyorum yoksa gerçekten olmak istediğim için mi bunları yazıyorum. İşte bu felsefe, çoğu zaman benim aklımda bana tuzaklar kuran, karar alışlarımda bana zorluklar yaratan bir engel haline geliyor. Bu kadar çok şeyi bilişimi de ukalalığa bağlayanlar olduğu gibi ben de bunu saygıyla karşılıyorum. Karar verme konusuna gelince, bir konuda araştırma yapmadan doğru kararı vermekten çekindiğim için bazen kararlarımı son ana kadar alamayabiliyorum. Ama en kötü kararın da kararsızlıktan iyi olduğunun farkındayım. Ben sadece büyük resmi görmeye çalışarak o konuda önemli adımlar atmak ve iyi işler yapmak istiyorum. Hırslıyım. Umursamaz görünen hareketlerimin bile hırslı oluşumun bir oyunu olduğunu düşünüyorum. Fakat bu hırs fazla miktarda olduğu zaman zararlı olabiliyor. Aslında her ne olursa olsun, herşeyin fazlası insan için zararlı sanırım. Bir de şu an düşünüyorum da sorumsuzum sanırım. Her ne kadar bir çok görevde en üst rütbelere getirilmiş olsam da sanki bunları birşeylerden kaçtığım için yapıyor hissine kapılıyorum. Geçmişimde yaşadığım bazı olaylar üzerine kafa yormamak için kendimi başka şeylerle meşgul ediyorum bir anlamda. Belki de bu beynimizin bir hata kurtarma mekanizması, böylece acı çekmekten kendini kurtarıyor. İnsanlar da birşeylerden kaçmak istediklerinde kendilerine başka uğraş ve işler bulurlar çoğunlukla. Çünkü bazen o gerçeklerle yüzleşmek zor hatta bizim elimizde olmayabiliyor. Bunların dışında, insanlara olan güvenimi de zaman içinde yitirdim. Yaşadığım bu olumsuz olayların etkisi olduğuna inanıyorum. Kendi çıkarları için başkalarının acı çekmesini umursamayan insanlar sadece gerçek hayatta olabilir sanırım. Bunlar da hayatın acı ama gerçekleri sanırım. Kabullenmek istemesek de karşılaşıyoruz ve mecbur kalıyoruz. Her ne kadar olumsuz bir tavır çizdiysem de hayata yine de olumlu yönlerinden bakmaya çalışıyorum. Kötü birşey söyleyen birisi için, hayır belki de başka bir anlamda söylemek istedi, fakat duyguları şu an ağır bastığı için engel olamadı diyebiliyorum. Her ne yapılırsa yapılsın affetmeyi istiyorum. Bunu çoğu zaman başarabilsem de, herkes için başarabilmeyi istiyorum. Her ne kadar öğretmen olacağımızı düşünseniz de ben daha ilk geldiğim günden beri bunu aklıma koymadım. Öğretmenlik çok farklı bir duygu, bilmesem de ben de bunu yaşadım ve yaptım. Fakat insan hayat boyu öğreniyor ve birilerine(en azından ailenize) birşeyler öğretiyorsunuz.Bu sebepten hep eğitimci olmak istediğimi dile getiriyorum. Zaten yaşadığımız, nefes aldığımız her an, “environmental learning” adını verdiğim bu yaşamdan birşeyler öğreniyoruz. Ben de bu gibi duygular içerisindeyken alanımda en iyisi olmayı istiyorum. Kendime etiketler takmak yerine, adımın en değerli etiket olduğunu biliyorum. Ve bir gün bu ülkede önemli kararlar alması gereken insanların arasında olacağımı da biliyorum. Ama insanın çevresini değiştirebilmesi için önce kendini değiştirebilme gücünü kazanması gerekir. Bu yüzden de kendinden emin olabilmek, içimizdeki ses ile konuşabilmek en önemli unsurlardan bir tanesi. Bu ses dürtülerim mi yoksa benim yarattığım bir ses mi bunu çözebilmek dünyayı kurtarmaktan daha zor...
Murat Duman
1334671
Tarih: 28.02.2007 09:54