Yüzmeye başladık. Kalorilerimizden kurtulup, türk kaslarımızı eritmek için pazartesi günleri hariç neredeyse hergün ODTÜ'deki kapalı yüzme havuzuna gidiyoruz. Pazartesi açık olsa o gün de gitmeye niyetliyiz ama temizlik dolayısı ile havuz boş :). Başlangıç olarak performansımız gayet iyi, zamanla daha da iyi olacağını düşünüyorum.
Bu hafta sonu gördüğüm olayları anlatmadan geçmek istemiyorum. Antremanları olduğu için yaklaşık 20 kadar minik de havuzda idi. Gerçi tek kulvarda olmalarına rağmen 20 minik bir araya gelince ortaya çıkan ses ve su dalgası hayli korkutucu olabiliyor. Ayrıca bunca yıldır yüzdüğüm halde yüzerken başımıza geçirdiğimiz boneyi "su savaşı" için kullanabileceğimizi aklıma getirmemiştim hiç. Bunu düşünmek için elimi başıma götürmem yeterliymiş de haberim yok!
Ayrıca soyunma odasındaki diyalog da yazılmaya değer. Konu futbol olunca tabii tüm oda konuşmaya kulak kesildik:
Minik 1: Hangi takımı tutuyorsun?
Minik 2: Tabii ki Fenerbahçe... ya sen?
Minik 1: Beşiktaş. Ama ben Barcelona'yı, Brezilya'yı da tutuyorum.
Minik 2: Oha.. ne tutuyon olm sen?!
Biz dumur, onlar konuşmaya devam ediyorlar ama o seansdan güzel bir anı olarak belleğimize yazılıyor bu konuşma. Bone konusundaki yaratıcılıklarını örnek alarak düşündüğüm birkaç fikri de sonraki yazılarda sizinle paylaşıyor olacağım. Sular durgun. Fırtına öncesi sessizlik...